Bursa Haber – Bursa Haberleri

HAYAT DERSİ

Kübra Ulutaş

Kübra Ulutaş

Eskiden ya da belki hala düşünmeyince beynin izne çıktığını sanırdım.

Sanıyorsun ki bunu sadece sen yaşadın, hayır efendim biz de geçtik o yollardan.. Ama ben sana ne desem ne söylesem, göz gördüğüne inanır…” dedi ve dudağının kenarında kalan son su damlasını da yaladı ve  yeniden abandı su şişesine.

Nehir, gözleri hep damlalı, hep ağlayan ama bir o kadar da gülen Nehir, bilmem kaçıncı nasihatini almaya gelmişti, hayat deneyimi yüksek arkadaşından. Bazılarının yaşı vücuduna, üslubu da fotoğrafına sığmaz çünkü, bilirsiniz. Nehir’in Lale’si de öyle bir şeydi işte.

Lale, Nehir’in geçtiği yollardan geçeli çok oldu, fakat bu Nehir’in yolunu kısaltmadığı gibi acısını da azaltmıyor. Esasen acılarınızı dostlarınızla paylaşmaktan vazgeçin, aksine daha çok dolaylıyorsunuz içinizdekileri. Dostunuzla mutluluk paylaşın, yaşadığınız olayları hikayeleştirin, hikayeyi anlatmak kendi yaşanmışlığını anlatmaktan her zaman için daha kolaydır. Evladır. Sancısını daha az hissedersiniz. Lale’nin üstat olduğu konu bu, yaşadıklarını hep başka biri yaşamış  gibi davranıyor, Nehir’in belini büken sıkıntıların hepsi yüzünden çok önceleri dünyaları devirmişliği var ama asla anlayamıyorsunuz. Bazı insanlar böyledir, kırışıklık iz bırakmamış yüreğinde sanırsınız, belki de kimilerimiz daha güçlüdür, belki de kimilerimiz daha savunmasızdır.. Bilmiyoruz. Bildiğimiz kendinizden birini kolay tanırsınız. İki kere iki dört.

Ve fakat, bazen bir şeylere inat ederken ricalar, uyarılar kar etmez. Bu sizin inatçı olduğunuzu da göstermez. İnatçılık inancının önüne geçmiyor. Bir şeye çok fazla inanmak ne zamandan beri inatçılık sayılıyor biliyor musunuz? Bir çoğumuz kendi değerini bu şizofren çağına sattığı bu ana kadar.. İnancın adı inat, doğruluğun adı ayarsızlık oluyor. Ve buna inanmayanlar da inanıyor, en azından herkes biraz güzel rol yapıyor. Sonra neden, en büyük olayları yaşarken sorgularda buluyorsunuz kendinizi..

Ben nerede hata yaptım?

Bak kızım…” diyor Leyla. ” Bazen içinde olduğun koşullar seni aşırı acımasız yapabilir, bazen yeryüzü kelebeği kesilirsin. Bazen, için parçalanır bazen coşarsın. Kimi zaman sana yapılan haksızlıkları allar pullarsın. Kimi zaman çok mutlusundur, bazen çökersin. Bazen hayat bizim istediğimiz gibi olmuyor diye hayatımızdaki insanları kötüleştiririz.Hayatın matematiğinden sevdiklerimiz sorumlu değil. Gözünü sevdiğimin karması, sana denk gelmiyor diye, bazen şartlar oluşmuyor diye zorladığın an bunalıma giriyorsun. Ah Nehirciğim, daha o kadar gençsin ki. Bunları yaşayarak tecrübe edebilirsin. Biraz zaman geçtikçe kaderci olacaksın, biraz zaman geçtikçe bir şeyleri zamana bırakmayı daha ustaca halledeceksin, işte o an daha az bunalıma gireceksin. Cilvesi burada, o saatten sonra neyleyim hayatı deme sakın.. Yaş aldıkça güzelleşmek gibi, hayat yaş aldıkça anlam kazanacak.. Daha iyi uyumayı öğreneceksin, sinir krizi geçirenlere güleceksin, koşulsuz sevginin seni yıkmayacağını aksine bilgeleştireceğini anlayacaksın, o yüzden içinde kin besleme. Kin, insanı yıkıp kahreden bir durum, içten içe seni kötü yapıyor.Sen kötü olma. Yaşa, börek yerken ne kadar zevk aldığını anla mesela, mısır patlatırken sıcaklık hisset evinde. Gözlüğünü çıkardığın an düşme, gece gözlüğün ayrı olsun, gündüz gözlüğün ayrı olsun. Ölüme giderken çıkaracağız nasıl olsa..”

Nehir, havuçlu kekini çatalla bölüp, arkasına yaslanıp şöyle bir iç geçirdi. Her yer cıvıl cıvıl şimdi. Yılbaşı heyecanı var her yerde. Yani umutlar da böyle olabilir demek ki diye geçirdi içinden.

Eve gidecek, hayatını gözden geçirecek.

Dakikalarla umut çalıyor, saniyelerle yaşam ışığı aşılıyorsun hayat.

Aşk olsun.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
HAYAT DERSİ - 13 Aralık 2017
ACI ÖĞRETİR - 3 Kasım 2017
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
BİR YORUM YAZ