Bursa Haber – Bursa Haberleri

Tüm Dertler Bitti, Tek Dert Arap Şükrü Mü?

Bir zamanlar Bursa’nın en gözde semtlerinden olan Altıparmak, eski ihtişamlı günlerini ararken, hemen yanı başındaki Arap Şükrü Sokağı, son günlerde bambaşka bir tartışmanın içinde buldu kendisini. Yıllardır Bursa’nın simgeleri arasında yer alan Arap Şükrü Sokağının şehrin dışına taşınması istemiyle el altından başlatılan bir kampanyadan söz ediyoruz. Kendisi de bir Altıparmak sakini olan Aslıhan Güngörmez, o tartışmaları enbursa.com için kaleme aldı ve sordu: Tek derdimiz Arap Şükrü mü yani Sevgili Muhtar?.. İşte Güngörmez’in yazısı…

Hep söylediğim, sık sık kullandığım, hatta artık kendimce kalıplaştırdığım tabirdir; “Doğma büyüme Bursalı, Bursa aşığı hatta Bursa fanatiğim” cümlesi…

Bu kentin bir vatandaşı olarak, bu kalıbın lafta kalmaması adına, bu kentin sorunlarında elimi taşın altına koymaya “çalıştım” birçok zaman. Kentine, kendine sahip çıkan vatandaş olmak için elimden geleni yapmak için çabaladım.

Yeniden, tam da bu sebeple klavye başındayım…

Geçtiğimiz aylarda bu sayfalarda yer alan, “N’olacak bu Altıparmak’ın hali” başlıklı habere konu olan, bundan birkaç yıl öncesine kadar şehrin cazibe merkezi, popüler semti olan, Bursa’nın kalbi konumunda sayılan, kentin merkezi Altıparmak Caddesi’nde oturan bir vatandaşım özünde.

Bu bölgenin tüüümm sorunları olanca haliyle ortada dururken, ilgilenilmesi, kamuoyunun gündemine taşınması, çözüm üretilmesi gereken onlarca problemi varken bu bölgenin / mahallenin sakinleri olarak, gündeme dahi gelmemesi gereken bambaşka bir konu ile uğraşıyoruz birkaç gündür;

“Arap Şükrü Sokağı şehrin dışına taşınsın!”

 

Bunu ben ya da bu mahallenin sakinleri söylemiyoruz; Kuruçeşme Mahallesi’nin Muhtarı söylüyor. Hatta söylemekle kalmıyor, mahalleli adına Bakanlıklara, oraya buraya dilekçeler gönderiyor.

İftira sayılabilecek iddialarla doldurduğu dilekçelerini mahalle sakinleri adına yazıyor. Ama mahalle sakinlerinin çok büyük bir bölümünün haberi dahi yok!

Bir kent kültürü oluşturmuş, Bursa’nın markalarından biri haline gelmiş, gerek yerel halkın gerek yerli turistin gerekse de yabancı turistin uğrak noktalarından biri olan Arap Şükrü Sokağı’ndan, şehrin merkezinde olmasından rahatsız olmuş Muhtar. Ve bu rahatsızlığına da, fuhuştan uyuşturucuya kadar iftira sayılacak türlü iddiaları gerekçe göstermiş.

Ailemin 1970’li yıllardan, benim ise 1990’lı yıllardan itibaren ikamet ettiğim, “sosyolojik yapısı günden güne değişen bu bölgede” Bursa’ya ait değerlerden birinin yaşatılmaya çalışıldığı Arap Şükrü Sokağı’nın tarihçesine minik bir göz atalım önce…

Arap Şükrü ismi ile anılan Şükrü Değişmez’i birçok kişi “Arap kökenli meyhaneci” olarak bilse de, 1893 yılında Selanik yakınlarındaki Vodina kazasında doğan Şükrü Değişmez’in “Arap” lakabı dedesinin Yemen’de bir Arap kızıyla evlenmesinden geliyor.

Ve Kurtuluş Savaşı gazisi olan Arap Şükrü aslında bir paşa torunu. Kurtuluş Savaşı sırasında Kütahya’da esir düşen ve kolundan yaralanan Gazi Arap Şükrü’nün İstiklal Madalyası da torunları tarafından Bursa Kent Müzesi’ne bağışlanmıştır.

 

Öte yandan, Osmanlı Devleti’nin kuruluş yıllarından itibaren, Bursa’nın ilk başkent sıfatını aldığı yıllardan itibaren, bu sokak üzerinde yaşamlarını sürdüren ve şu an 50-60 hane civarında bulunan Yahudi nüfusunun ve onların ibadetine açık olan Geruş Sinagogu’nun da yer aldığı bu sokak “Yahudilik” olarak da Bursa’nın tarihindeki yerini korumaktadır.

Yani bir başka deyişle hem Osmanlı Devleti’nin, hem Türk kültürünün temel taşlarından biri olan hoşgörü felsefesinin yaşatıldığı bu sokakta, gerek tarih boyunca gerek ise günümüzde farklı inanç ve kültürden birçok insan Bursa’yı Bursa yapan değerleri koruyarak yaşamını sürdürmeye çalışıyor.

 

Arap Şükrü’nün 1940’lı yıllarda, bu Yahudilik’te başlattığı meyhane kültürü, 1960 yılında vefat etmesinin ardından çocukları ve hatta torunları tarafından korunup geliştirilerek günümüze kadar ulaştırıldı.

Önce 1992 yılında Osmangazi Belediye Başkanı Erhan Keleşoğlu tarafından yeniden düzenlenerek araç trafiğine kapatılan sokak, 2002 yılında ise Osmangazi Belediye Başkanı Hilmi Şensoy ve sokak esnafının kurmuş olduğu Arap Şükrü Koruma ve Geliştirme Derneği ile yenilenerek Bursalılar’a, Bursa’ya gelen turistlere hizmet veriyor.

Bu sokak, yaklaşık 80 yıllık tarihi ile hiç şüphesiz ki Bursa’nın markalarından, değerlerinden biri haline gelmiştir.

Hem yerel halkı, hem yerli turisti hem de yabancı turisti, bölgenin değişen tüm yapısına rağmen halen çeken, ağırlayan bir cazibe merkezi olan bu sokağın bir sakini olarak çok rahat diyorum ki burada korunması ve yaşatılması gereken bir kültür var!

İşletmecisinden garsonuna, komisine kadar bu tarihi ve değerleri özümseyen bu sokakta, biliyor musunuz ki yıllarca kadın işletmeciler de vardı. Arap Şükrü’nün torunları, yani Arap Şükrü Çetin olarak bilinen Çetin Değişmez‘in kızları Sevgi Değişmez Çiftçioğlu ve Ayşen Değişmez Çalışkan yıllarca babalarından, dedelerinden devraldıkları bir restoran zincirini ve kültürü yaşattı.

Çetin Değişmez’in, rahmetli Yılmaz Akkılıç ile 1987 yılındaki bir sohbetinde kurduğu şu cümleler aslında Arap Şükrü Sokağı’nın günümüzde de sürdürülen kültürünü çok güzel özetliyor:

Neden Bursa’nın okumuş yazmışlarından, mürekkep yalamışlarından çoğunluğu meyhane deyince ‘Arap Şükrü’yü tercih eder? Burası bir aile yuvası gibidir. Herkesin sırrı kendisine, kim ne anlattıysa, kim ne yaptıysa burada… Belli bir dost çevremiz vardır. Müşteriden daha da önemlidir dostlar bizim için. Böyle diyoruz da yabancıları almıyor muyuz? Değil, herkes gelebilir. Hatta parası olsun, olmasın. Tek başına kadın da gelebilir, erkekli kadınlı aile olarak da gelinebilir. Kimse kimseyi rahatsız etmez. Buraların öyle havası vardır ki, yabancı gelen bile uymak zorunda kalır.”

(Yılmaz Akkılıç, Bursa Hakimiyet, 1 Mart 1987)

Üzerine söz söylemeye, uzuun uzuun anlatmaya sanırım gerek yok…

 

İşte;

Tarihiyle, kültürüyle, değerleriyle sahip çıkılması korunması gereken bu sokağı kaldırmak için çaba sarf etmek yerine, yok olup giden bu bölgeye, Altıparmak Caddesi’ne çözüm aransa?..

Hatta beraber arasak?..

Bir zamanların en gözde, en popüler yaşam alanı elimizden kayıp giderken, yerli halkı resmen “kaçmış”, esnafı kan ağlayan, ekonomisi çökmüş, başkalarının çocukluk hayalleri yüzünden bizlerin çocukluk anılarında kalan bu cânım semtin sorunları için el ele versek?..

Eski binaların yarattığı sıkıntılardan otopark sorunlarına, yol boyu duraklamayı dahi engelleyen demir korkuluklara ve mantar dubalara yani kentsel dönüşüm ihtiyacına çıkış yolu arasak?..

Arap Şükrü Sokağı’nın değil, aslında masaj salonlarının getirdiği ahlaksızlıklara karşı dursak?..

Yerli esnafımızı ve yerli mahalle sakinlerini şehrin batısına kaçırmak için değil, tam aksine eski ihtişamlı günlerini geri getirebilmek için proje üretsek?..

Sokaklarında anılarımızı ararken kendimizi yabancı/azınlık hissettiğimiz bu semtte yeni anılar biriktirebilsek?..

Bursa’yı ziyarete gelen yerli ve yabancı turistlerin gelişmişliğin/ modernliğin ölçütü sayılan beton bloklarla işi yok! Bu şehrin tarihini kültürünü tanımaya geliyor. Ve Bursa tarihi Çekirge’den Yıldırım’a uzanan çember özünde! Ama bu çemberin göbeği talan edilmiş, “Bursa” olmaktan çook uzakta kalmış bir çöküntü bölgesi artık!

Hepimiz; bu kente gönül vermiş, kentlilik bilincini özümsemiş tüm vatandaşlar, çok iyi biliyoruz ki başka Bursa yok!

Ve bu Bursa yok olup giderken enerjimizi doğru kullanalım Sevgili Muhtar! Ne dersin..?

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ